|
Son 50 yılda
evrimsel biyoloji çok önemli gelişmelere sahne olan araştırma alanlarından biri
ve bugün bu alan pek çok başka alanda bir araç olarak kullanılıyor. Tıp,
eczacılık, tarım, hayvancılık, doğa koruma ve biyoteknoloji bu alanların
başında yer alıyor. Dil bilim ve arkeoloji ise bu geniş yelpazenin uç
noktalarında. Aşağıda özetlenen çalışmalar bu iki uç nokta ile ilgili.
Nature, Vol 426, Kasım 2003, 435-439
Dil ağacı
dallanma zamanları Hint-Avrupa kökenli Anadolu Teorisi’ni desteklemektedir
Russell D. Gray ve Quentin D. Atkinson
Auckland
Üniversitesi Psikoloji Bölümü, Yeni Zelanda
Dil tarihi
çalışmalarında morfolojik ve fonolojik verilerden yararlanarak dil ailesi
ağaçları oluşturulurken kullanılan geleneksel yöntem “karşılaştırmalı
yöntem”dir. Ancak bu yöntemle tam değil, kaba bir kronoloji elde edilir. Diğer
bir analiz yöntemi glottokronoloji olarak bilinir. Leksikoistatistiğin bir
türevi olan bu yöntem dil ağacı oluşturmada kullanılan uzaklık tabanlı bir yöntem
olup, zaman tahminine olanak sağlar. Bu yöntem, dillerin ayrılma zamanını
hesaplamak için sabit bir leksikal yer değiştirme oranı varsayarak diller
arasında paylaşılan kökendeş sözcüklerin yüzdesini kullanır. Kökendeş sözcük
terimi sistematik ses ilişkilerinden ve şekil ve anlamdaki net benzerliklerden
ötürü ortak bir kökene sahip olduğu düşünülen sözcükler için kullanılan bir
terimdir. İlk zamanlar heyecanla karşılanmışsa da bu yöntem ağır eleştiriler almış
ve büyük oranda terkedilmiştir. Dil ağacı oluşturmaya ilişkin yöntemler, benzer
şekilde, çeşitli nedenlerle kullanılmaz hale gelmişler ve dil tarihi
araştırmacıları, zamanla, net yaş tayini yapma çabasından uzaklaşmışlardır.
Örneğin Hint-Avrupa dil ailesinin doğuşu M.Ö. 4.000 ile M.Ö. 40.000 arasındaki
belirsiz bir zamana tarihlendirilmektedir.
Yeni yeni
gelişen sayısal soyoluşsal (filogenetik) yöntemler glottokronoloji vb. yöntemlerin
aleyhindeki eleştirilere cevap verebilmekte ve bu anlamda umut vaadetmektedir.
Yukarıda
başlığı verilen çalışmada, araştırıcılar, 87 Hint-Avrupa dili (üçü yok olmuş)
ve 2.499 adet kökendeş sözcük kullanarak bir ağaç çizmişler. Bu ağacın
topolojisi Hint-Avrupa dil gruplarına dair geleneksel kabullenişlerle uyumlu
çıkmış. Bu grupların tamamının tek bir kökenden dallandığı (monofiletik olduğu)
görülmüş. Aynı zamanda geleneksel yaklaşımlarla çözülemeyen belirsizlikler de
bu çalışma ile çözülmüş. Örneğin şimdiye kadar anlaşılamayan Arnavutça grubunun
konumu bu çalışma ile anlaşılmış.
Çalışmaya göre
Hititçe Proto-Hint-Avrupa grubundan M.Ö. 8.700’de ayrılmış. Araştırıcılar bu bulgunun
Anadolu dışına ilk göçü yansıtıyor olabileceğini düşünüyorlar. Greko-Ermeni
soyları M.Ö. 7.000’den itibaren ayrı gösterilmiş. Diğer ana grupların tamamı
ise M.Ö. 5.000 yıl önce ortaya çıkmışlar. Söz konusu çalışmanın sonunda çizilen
bu senaryo Avrupa gen havuzuna Neolitik Yakın Doğu’nun yaptığı katkıyı gösteren
genetik çalışmaları da destekler niteliktedir.
Aşağıdaki
ağaçta bu çalışmanın bulguları özetlenmektedir.

Konsensüs ağacı
Current Biology, Vol. 13, 1414-1417, Ağustos 2003
Pediculus humanus’un moleküler evrimi ve giyinmenin kökeni
Ralf Kittler, Manfred Kayser ve Mark Stoneking
Max Planck
Enstitüsü Evrimsel Antropoloji Bölümü, Almanya
İnsan baş biti
(Pediculus humanus capitis) ve vücut
biti (P. humanus corporis ya da P. h. humanus) konaktaki habitatları
farklı olan zorunlu insan ektoparazitleridir. Baş biti kafa derisinde yaşar ve aynı
yerde beslenir; vücut biti ise vücutta beslenir ama kıyafette yaşar. Yukarıda
başlığı verilenaraştırmayı yapan araştırıcılar bu ekolojik farklılığın insanlar
kıyafeti sık kullanır hale geldiklerinde ortaya çıktığını düşünerek yola
çıkmışlar.
Kıyafetin
evrimi konusu insan evriminde önemli bir olaydır ama elimizde bu konuda
doğrudan bir kanıt bulunmamaktadır. Araştırıcılar vücut bitinin kökenini ortaya
koymak için bir moleküler saat yöntemi kullanmışlar. Vücut bitinin kökeninin
insanın kıyafeti sık kullanmaya başladığı döneme denk geleceğini varsaymışlar.
Tüm dünyadan toplanan 40 adet baş ve vücut biti örneğinden ikişer mitokondriyel
(mt) DNA ve ikişer çekirdek DNA’sı dizisi almış ve dış grup olarak da bir
şempanze biti kullanmışlar. Sonuçlar, Afrika bitlerinde Afrikalı olmayan
bitlere göre çok daha yüksek bir çeşitlilik bulunduğunu gösteriyor. Bu sonuç,
araştırıcılara, insan bitlerinin Afrika kökenli olduğunu düşündürmüş. Moleküler
saat analizi vücut bitinin en fazla 72.000 ± 42.000 yıllık bir geçmişe sahip
olduğunu göstermiş. Ayrıca mtDNA dizileri de vücut bitinin modern insanın
Afrika’dan çıktığı zaman diliminde bir nüfus patlaması yaşadığını göstermiş.
Bu sonuçlar
giyinmenin insan evriminde şaşırtıcı derecede yakın bir yenilik olduğunu
göstermektedir.

P.h.humanus
|