|
Evrensel Gençlik / 10 Mayıs 2006
Hacettepe, ODTÜ ve Ankara Üniversitesinden araştırma görevlilerinin ve akademisyenlerin kurduğu Evrim Çalışma Grubu, son yıllardaki tartışmalar üzerinden evrimi bilimsel olarak ele almak amacıyla gerçekleştirdiği “Evrim Sempozyumu” , 4 Mayıs'ta, 9:00- 17:00 saatleri arasında, H.Ü. Beytepe’de ve 8 Mayıs'ta, 9:00-17:00 saatleri arasında, ODTÜ’de gerçekleştirildi. Evrim konusunun gerek bilimsel gerek de felsefi ve toplumsal boyutlarına değinilen sempozyum, son günlerde yaratılışçı anlayışların farklı şekillerde evrime saldırılarına güçlü bir akademik tavrı temsil ediyordu.
Ayrıca bu etkinlik kapsamında, Prof. Dr. Douglas J. Futuyma, 9 Mayıs'ta, “Evrim: Biyolojideki En Önemli Kuram” başlıklı bir konferans vermek üzere ODTÜ’ye geldi. Dr. Futuyma, New York Eyalet Üniversitesi (Stony Brook, A.B.D.), Evrim ve Ekoloji Bölümü'nde “Distinguished Professor” ünvanıyla araştırma ve eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Çağdaş evrimsel biyolojinin önemli bilim adamları arasında yer alan Dr. Futuyma, temel olarak “türleşme” ve “türler arasındaki ekolojik ilişkilerin evrimi” konularında araştırmalar yapıyor.
Bu etkinlikleri düzenleyen Evrim Çalışma Grubu üyeleri ile söyleştik.
Evrim Çalışma Grubu röportajı
Bu sempozyumun ihtiyaç olarak ortaya çıkmasındaki koşullar nelerdi?
İsmail K. Sağlam: Türkiye’de evrimsel biyoloji konusunda akademik çalışmalar sınırlı bir biçimde ilerliyor. Bu nedenle, insanların ne kadar bildiği ve ne anlatılması gerektiği konusunda akademisyenlerin fikri olmuyor. Özellikle biyologların evrimi savunmaya başlaması son 10-15 yıla dayanıyor. Tartışma daha önceleri siyasetçiler arasında geçiyordu ve en iyi ihtimalle tıptan görüş alınıyordu. Son yıllarda, popülasyon genetiği gibi evrimin hammaddesi olan bir konuyla yeni yeni ilgilenilmeye başlandı. Popülasyon genetiğiyle uğraşmadan evrimin ancak hikaye kısmını çalışabilirsin; ama mekanizmasını inceleyemezsin. Bu anlayış Türkiye’de yeni oturdu ve istatistik bilimiyle birleşti. Bu şekilde ele alınmadığı zaman akademisyenler, işin bilimsel derinliğine inilemiyordu ve yan boyut olarak görebileceğimiz sosyal boyutlarıyla tartışmak zorunda kalıyor ve sosyal darwinizm gibi konulara girip tam olarak neyi savunabileceklerini bilmiyorlar. Biyoloji eğitimleri içerisinde de evrim konusu hala bilimsel mekanizması ile değil de, hikaye kısmıyla anlatılıyor. Yalnız, özellikle internetin yaygın kullanımı ile makaleler ve araştırmalara kolay ulaşılmaya başlandı. Böylece yeni kuşak bilimsel gelişmeleri takip etmeye çalışıyor. Örneğin, bugünkü sempozyumda evrim Türkiye’de ilk defa “allel frekanslarındaki değişim” olarak tanımlandı.
Bu sempozyum fikri nasıl gelişti?
Meltem Top: Son yıllardaki gelişmelerden sonra dünyanın her yerinde, Hindistan, Malezya gibi ülkelerden tutun ABD, İngiltere’ye birçok yerde; evrim konusunda sempozyumlar, paneller düzenleniyor bilgilendirmek ve tartışmak amacıyla. Ama Türkiye’de yapılmıyordu.
İsmail K. Sağlam: Bakanın da “bilinçli tasarım da bir teoridir” açıklamasının ardından 12 Şubat Darwin Günü için kutlama düşünülmüştü. Sonrasında konunun kapsamlı bir biçimde irdelendiği bir kitap veya kitapçık hazırlamayı düşündük (belki sonra gerçekleşecek); ama en son ODTÜ ve Ankara üniversitelerinin de dahil olmasıyla, bu sempozyumlar serisinin en uygunu olduğuna karar verdik. Sempozyumun içeriğinin, konu akışının, mantık bütünlüğü ve sürekliliğinin hepsi toplantılarda tartışılarak karara bağlandı.
Bu sempozyum günümüzde nerede duruyor?
İsmail K. Sağlam: Öncelikle ilk defa kalabalık bir araştırma ekibi, farklı okullardan mastır ve doktora öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Belki bu birliktelik ileride farklı bir boyutta, örneğin bir dernek altında çalışmalarını genişletilebilir. Araştırma ve çalışma yapmak isteyen herkese açık bir grup oluşturduk.
Murat Telli: Evrimin farklı çevreler tarafından büyük ölçüde içi boşaltılarak tartışıldığı günümüzde, gerek bilimsel gerek de toplumsal olarak konuyu ele aldık. Evrim biyolojinin temel taşlarından biri ve bu konu iyice mekanizması ve örnekleriyle irdelendiğinde ne yaratılışçıların ne de diğer “evrim karşıt”ların herhangi bir karşıt argümanları kalmıyor. İyi bir şekilde anlatıldığında kimse bu bilimsel gerçeklere hayır diyemez, bu konudaki tartışmaların kökü böylece kuruyacaktır. Sempozyumun ortaya koyduğu bir diğer şey de, bilim ile din arasında yaratılan karşıtlığın aslında bilimin hiç de ilgilenmediği veya öngörüde bulunmadığı bir alanda ilerlediğidir. Bilim somut gerçekler üzerine kurulabilir ve din konusundan ayrılması gereklidir.
İsmail K. Sağlam: Ayrıca, buraya gelen insanlara bu konuyu araştırmayı ve kendi fikirlerini oluşturmak için bir heves verebildiysek bu başarıdır.
Meltem Top: Yalnız, katılıma bakarsak, genel olarak teoriyi destekleyen bir insan profili görüyoruz. Bu sempozyumun çok daha geniş bir bilgilendirme yapması ihtiyacı var. Yalnız, bu sempozyumun da bir parçası olduğu asıl önemli hedef insanlara bilimsel düşünmeyi anlatabilmektir. Bilimsel yöntem çok farklı yöntemlerle sınanabilen bir süreci tanımlar. Örneğin, hiç test edilemez denilen bazı evrimsel süreçler, günümüzde başka organizmalarla veya başka yollarla deneyler yapılarak bu süreç ispatlanabilir. Bilim, deneyler ve gözlemlerle araştırmacının kendi kişiselliğinden çıkar ve doğanın bir gerçeğini ortaya çıkartır.
Kahraman İpekdal: Hiçbir bilim adamı yaşadığı toplumun dışında bilim yapmaz. Bilim adamını toplum destekliyorsa, o toplumda bilim gelişir. Bilim adamını toplum omuzlarında ne kadar yükseltiyorsa, o da toplumu beraberinde yükseltebilecektir. İlk bakışta, evrim karşıtı yapılan karalama çalışmaları bilime zarar vermiyormuş gibi görünür. Gerçekten, bilim adamı ilk anda teorik çalışmalarında bundan etkilenmeyecektir, bunu toplum ne kadar hazmeder bu önemli değilmiş gibi görünür. Ancak bu bir yerde kilitlenecektir. Bu durum öyle bir yere gelebilir ki, insanlar bilim adamlarını yakabilirler. Bunların yanında, akademik platformlarda da bir durgunluk ve hatta bazı üniversitelerde biyolojik evrimden bahsedilmemesine kadar giden bir gerileme var. Genç bilim adamı adayları olarak, bu uğurda mücadelemizi sürdürmeliyiz.
Evrensel Gazetesi / 16 Mart 2007
2009 dünyada Darwin Yılı olacak Ankara/ Evrensel
Ankara Üniversitesi’nde Anadolu Kültür Sanat Topluluğu’nun düzenlediği, “150 yıldır bitmeyen kavga: Evrim” konulu panel yapıldı Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde, Anadolu Kültür Sanat Topluluğu’nun düzenlediği 150 yıldır bitmeyen kavga: Evrim başlıklı panel önceki gün yapıldı. Panelde, topluluk üyesi Çağlar Erteber, Evrensel Basım Yayın Genel Yayın Yönetmeni Cavit Nacitarhan ve Evrim Çalışma Grubu’ndan Murat Gülsaçan konuştu. Türkiye’de Harun Yahya’nın ‘Evrim Aldatmacası’, ‘Yaradılış Atlası’ adlı kitaplarının okullara ücretsiz dağıtıldığını hatırlatan Çağlar Erteber, lise müfredatına gerici yaklaşımlar girmesinin, bilim çevreleri tarafından önemsememezlik edilemeyeceğini söyledi. Erteber, yaradılışçıların saldırılarının yoğunlaşmasının evrimin tartışılmasına zarar verdiğini ifade ederek, evrimi bu dönemde tartışmanın artık daha da önem kazandığını bildirdi. Evrensel Basım Yayın Genel Yayın Yönetmeni Cavit Nacitarhan da Darwin’in ‘Türlerin Kökeni’ni yazmasından bu yana 150 yıl geçtiğini, fakat evrimin binlerce yıl öncesine dayandığını belirtti. 2009 yılının dünyada ‘Evrim Yılı’ ilan edildiğini, evrimi savunanlar ve evrim karşıtları arasında tüm dünyada bir tartışma sürdüğünü kaydeden Nacitarhan, evrim karşıtlarının her türlü maddi olanağa sahip olduklarını belirtti. Nacitarhan, Türkiye’de evrim karşıtlarının temsilciliğini Gazeteci Taha Akyol’un oğlu Mustafa Akyol’un üstlendiğini, yaratılışçıların kitap, cd, broşür gibi materyalleri tırlarla dağıttığını söyledi. Türkiye’de evrimi anlatan kitapların bulunduğunu fakat yeterli olmadığını aktaran Nacitarhan, “Yayınevi olarak evrimi anlatan kitapları araştırmaya başladık, Steve Jones’un ‘Neredeyse Bir Balina’sıyla karşılaştık” dedi. Darwin’i savunurken bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu belirten Nacitarhan, Darwin’i toplumsal yaşamdan soyut ve dogmatik bir biçimde savunmanın, evrimi savunmada yeterli olmayacağına işaret etti. Jones’un ‘Türlerin Kökeni’ni bilimde yaşanan son güncel gelişmelerle tekrar yazdığına değinen Nacitarhan, 2009 yılına halkın tüm kesimlerine hitap edecek şekilde evrimi anlatan kitaplar yayınlamayı düşündüklerini bildirdi. Murat Gülsaçan ise birkaç yıl önce Türkiye’de, evrimin çöktüğünü iddia eden ve tersini düşünen biyoloji öğrencileri arasında internette başlayan bir tartışmanın sonucunda, bir tepki olarak Evrim Çalışma Grubu’nun (EÇG) doğduğunu anlattı. Evrimin çöktüğünü iddia eden öğrencilerin Harun Yahya’yı referans aldığını kaydeden Gülsaçan, bazı liselerde evrimin derslerde anlatılmadığını söyledi. Türkiye’de, “evrim” denilince akla önce Harun Yahya’nın, ardından “evrim çökertildi” sözünün geldiğini bildiren Gülsaçan, tartışmaya çok geriden ve geç başladıklarını kaydetti.
Evrensel gazetesi / 12 Şubat 2007
Evrim Günleri başlıyor Müge Tuzcuoğlu Evrim Çalışma Grubu üyeleri; ‘Çankaya Evrim Günleri’ adlı toplantılar düzenlemeye hazırlanıyor. Evrim Çalışma Grubu üyeleri; günlük hayatta karşılaşılan ‘evrim mekanizmasını’ anlatmak için ‘Çankaya Evrim Günleri’ adlı toplantılar düzenlemeye hazırlanıyor. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 16 Şubat günü başlayacak ve mayıs ayına kadar sürecek olan toplantılar, Çankaya Belediyesi Toplumsal Dayanışma Merkezi’nin (TODAM) katkılarıyla yürütülecek. Çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin katılacağı toplantılarda, “Evrim kuramının yaşamımıza etkileri nelerdir? Neden grip aşıları her yıl yenileniyor, kuş gribi neden tehlikeli, antibiyotik direnci ne demek? Evrim kuramı, yeni zirai bitkilerin ıslahında, doğa korumada, biyoteknolojide hatta mühendislikte nasıl kullanılıyor?” gibi soruların cevapları da aranacak. Şubat ayında düzenlenecek toplantıda; “Günlük Yaşamda Evrim”, “Evrim, Bağışıklık Sistemi ve Kanser”, “Türkiye ve Dünyada Buğdayın Evrimi” gibi konular tartışılacak. Toplantılar hakkında görüşünü aldığımız Evrim Çalışma Grubu yürütücülerinden Tuğrul Giray, etkinlik fikrinin, öğrencilerin “insanlara da bu konunun anlatılması gerektiği” tespiti üzerine oluştuğunu söyledi. Giray, evrim teorisi hakkında birçok şeyin anlatıldığını ifade ederek öğrenciler ve hocalarla tartışarak evrimin günlük yaşamındaki yerini irdeleme fikrinin ortaya çıktığını dile getirdi. Giray, ODTÜ Kimya Bölümü’nden Engin Akkaya’nın “Moleküler evrim” konusunda çalıştığını ve bunun milyonlarca dolarlık bir endüstri olduğunu dile getirerek cirosu bir milyar dolar olarak tahmin edilen ve evrim mekanizmasının kullanılmasıyla oluşturulan ilaçlar bulunduğunu ve Akkaya’nın bu konuda konuşacağını anlattı. ‘Üniversitelerde bilinç yok’ Giray, evrim mekanizmasının mühendislikte de kullanıldığını, bilgisayar bölümünden bazı hocaların da toplantıya katılacağını belirterek “Bu sayede insanlara, evrimin, bir felsefi tartışma değil birebir yaşamımızı etkileyen bir buluş olduğunu göstermeye çalışacağız. Şu anda, kimse matbaanın Türkiye’ye girmesine karşı gelemezse, evrim konusunda da böyle bir karşı gelmenin bizi geri bırakacak bir şey olacağını düşünüyoruz” dedi. Konunun diğer yanlarının başka yerlerde tartışıldığını, Darwin’in hayatından kaynakların Türkiye’de bulunduğunu dile getiren Giray, “Fark etmediğimiz şey; evrimin gerçekten hayatımıza girmiş olduğu, bunu anlayıp kullanmak durumunda olduğumuz. Eğer kullanmazsak; ekonomi, sıhhat ve refah olarak geride kalacağımız” dedi. (Ankara/EVRENSEL)
Evrensel gazetesi / 18 Şubat 2007
Evrim toplantısına büyük ilgi Çankaya Evrim Günleri’nde, evrim kuramının insanın karşılaştığı sorunların çözümüne önemli katkılar sağlayabileceği belirtildi Ankara’daki üniversitelerden öğrenci ve akademisyenlerin kurduğu Evrim Çalışma Grubu tarafından düzenlenen Çankaya Evrim Günleri yoğun ilgiyle başladı. Yapılan ilk oturumda evrim kuramının toplum tarafından benimsenmesinin ötesinde, kuramdan insan hayatında karşılaşılan sorunların çözümünde faydalanılması gerektiği vurgulandı. Ankara’daki üniversitelerden öğrenci ve akademisyenlerin, Ankara dışındaki üniversitelerden akademisyenlerin desteğiyle oluşturulan Evrim Çalışma Grubu’nun (EÇG) düzenlediği Çankaya Evrim Günleri, Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde öğrenci ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla başladı. Evrim Günleri’nin önceki gün yapılan ilk oturumunda toplumun evrimden yararlanması gerektiği belirtilerek, evrim bilgisinin artmasının pek çok sorun ve hastalıkla mücadelede daha etkin ve kolay çözümlerin bulunmasını sağlayacağı vurgulandı. Evrim yaşamı kolaylaştırır Toplantıda konuşan Porto Riko Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Tuğrul Giray, evrim teorisinin insan yaşamını pek çok alanda rahatlatabilecek teknolojilerin temeli olduğunu kaydetti. Giray, bilimin ve bilginin halka ulaştırılması ve teknolojinin kullanılmasının günlük yaşamı da kolaylaştıracağını söyledi. Türkiye’nin evrim konusunda bilgi sahibi olma ve evrimden yararlanma konusunda geri bir noktada bulunduğunu belirten Giray, evrimin teknoloji, tıp, tarım, mühendislik, eczacılık gibi pek çok alanda ortaya çıkacak sorunlara ve yeni durumlara karşı daha etkin çözümler bulunmasını sağlayacağını dile getirdi. Evrim kuramının kullanılması sonucu yapılan çalışmaların, insanlar teoriye inanmasalar bile bir şekilde onların hayatında etkili olduğunu ve evrimin getirilerinin kullanıldığını söyleyen Giray, bu alanda yapılacak planlı çalışmaların evrim teorisinin olumlu etkilerini artıracağını işaret etti. Değişikliklerle türeyiş olarak tanımlanan evrimin temel mekanizmasının doğal seçilim olduğunu belirten Giray, farklıkların kalıtımı ve çoğalmaya etkisi denebilecek seçilim mekanizmasının doğal ve yapay olarak, ziraatten mühendisliğe pek çok uygulama alanı bulunduğunu dile getirdi. Evrim kuramının yaşamı kolaylaştırdığına dikkat çeken Giray, evrim kuramını kullanmamanın maliyetinin çok büyük olduğunu ifade etti. Türkiye’de toplumsal olarak ve yönetim düzeyinde bu konuda yeterli bilincin bulunmadığını söyleyen Giray, “Evrimi kullananlar geride kalmazlar, evrimden faydalanalım” dedi. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Ruacan da, evrim kuramının yeni kavramlar ve yöntemler geliştirmekte, yeni araştırma kanalları açmakta son derce yararlı olduğunun bağışıklık sistemi ve kanserle ilgili çalışmalarda açıkça görüldüğünü ifade etti. Ruacan, hem kanser hem de bağışıklık sistemi söz konusu olduğunda canlı sistemlerin gerek türler arasında, gerekse tür içinde giderek gelişmesi, daha ileri sistemlere dönüşmesi, çevredeki değişime uyum sağlamasının evrim kuramına çok açık bir kanıt olduğunu vurguladı. Buğday gen kaynakları toplumundur Ortadoğu Teknik Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Musa Doğan da buğdayın evrimi konusunda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bulunduğu bölgenin tarım toplumuna geçişte önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti. Doğan, ülkenin buğday gen kaynaklarının korunmasının bugün olduğu kadar gelecekte de dünya ve insan yaşamının sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez olduğunu söyledi. Doğan, bazı buğday çeşitlerinin şirketler tarafından patentinin alınmasının yanlış bir tutum olduğunu belirterek, ”Buğday çeşitleri tüm toplumundur” dedi. Günümüzden 10-12 bin yıl önce bugünkü Suriye, İsrail, Lüban, Irak ve Türkiye’nin de bulunduğu “Verimli Hilal” adı verilen bölgede yapılan tarımsal faaliyetler sonucu ortaya çıkan buğday çeşitlerinin insan yaşamının güvencesi olduğunu söyleyen Doğan, bu kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak ve etkin şekilde yararlanılacak politikaların bilim ve akıl yoluyla oluşturulmasının hayati sorumluluk haline geldiğini vurguladı. “Anadolu’da Hijyen Kavramının Evrimi” başlıklı bir konuşma yapan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Şükran Sevimli de biyolojik bir varlık olan insanın, kişisel hijyen uygulamalarının insanın sosyal ve bilişsel evriminin önemli bir yönünü açıkladığını söyledi. (Ankara/EVRENSEL)
Evrensel gazetesi / 16 Mart 2007
Göreceli olmayan bir değişim süreci: Evrim Evrim Çalışma Grubu’nun düzenlediği Evrim Günleri’nde evrim kuramının mühendislikte kullanımı anlatıldı Evrim Çalışma Grubu’nun düzenlediği Çankaya Evrim Günleri’nde, evrim kuramının, bilim ve teknolojide yaşanan gelişmeler ışığında sunduğu olanaklar tartışıldı. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde önceki gün yapılan etkinliğe, ‘Yapay Evrim ve Evrimsel Robotbilim’ başlıklı sunumuyla Dr. Erol Şahin, ‘Evcilleştirmenin Etkisinde Evrim’ sunumuyla Dr. Evren Koban ve ‘Evrim ve Genetik Hastalıklar’ sunumuyla Dr. Aslıhan Tolun katıldı. Evrim kuramının bilimin birçok disiplinine sunduğu katkılar ışığında, nasıl değerlendirilebileceği örneklerle sunulurken; evrimin, göreceli olmayan bir değişim süreci olduğuna vurgu yapıldı. Dr. Erol Şahin, sunumunda evrimin mühendislikte nasıl kullanıldığını, robotlardan örnek vererek, “Yapay evrim, doğal evrim sürecinin mekanizmalarının yapay bir ortamda yaratılmasıyla oluşturulan matematik bir formüldür” diye anlattı. Doğal evrimin belli bir popülasyon içinde, nesiller boyu süren bir eleme süreciyle başarılı olanların yaşamını sürdürmesini açıkladığını belirten Şahin, “Doğal evrim bireylerin kaç çocuk yapabileceğini söylerken, yapay evrimde bu bir problem dizisidir” dedi. Robotların çevresiyle fiziksel olarak etkileşebildiğini ve bir alan içinde değişik işler yapabilmesi üzerine programlandığını kaydeden Şahin, robotların tasarım ve kontrollerinde evrim metadolojisinin kullanıldığını ve fiziksel bir benzeşim ortamında başarılı olanların gerçek robotlara dönüştürüldüğünü söyledi. Evcilleşme süreci Dr. Evren Koban, “evcilleşme” sürecini anlatırken, Darwin evcil hayvan gözlemlerinden neler çıkarmıştı diye sormamız gerekir” dedi. Darwin’in, ortak özelliklere dikkat ettiğini; dev veya cüce görünüşü, alacalı post, dalgalı, kıvırcık tüyler ya da kısa tüylerden yola çıktığına değinen Koban, evcil hayvanların kökenlerini inceleyen bilim adamlarının, Darwin’in gözlem yöntemini takip ederek ve bilimdeki son gelişmelerle vardıkları sonuçları paylaştı. Dr. Aslıhan Tolun ise insan genom projesine göre gen diziliminin belli olduğuna değinerek, “Fakat henüz genlerimizin çoğunu bilmiyoruz” diye konuştu. Tolun, kalıtsal hastalıklardan örnekler vererek, evrim süreciyle beraber birçok hastalığın ortadan kalktığını, bazı hastalıklarda ise gen yitimi yaşanmadığını söyledi. (Ankara/EVRENSEL)
Evrensel gazetesi / 1 Mayıs 2007
Tüm canlılar evrim geçirir Evrim Günleri’nde, tüm canlıların evrim geçirdiği vurgulandı, kuramın bilime katkısına dikkat çekildi Bir grup akademisyen ve öğrencinin, evrim kuramını yaşamdan örneklerle topluma anlatmak için yola çıkan, Evrim Çalışma Grubu’nun (EÇG) düzenlediği Çankaya Evrim Günleri etkinliği sona erdi. EÇG’nin önceki akşam gerçekleştirdiği etkinlikte evrim kuramı, doğal seçilim ve yapay seçilim örneklerle; biyoloji dışında diğer bilim dallarında kullanım örnekleriyle anlatıldı. Prof. Dr. Haluk Ertan “Yönlendirilmiş Evrim” başlıklı sunumunda, doğal seçilimle yönlendirilmiş seçilimi karşılaştırarak, canlıların yönlendirilerek nasıl yapay seçilime uğratıldığını anlattı. Doğal seçilimde, ortama uyum sağlayanın canlı kaldığını ve uyum sağlayamayanın öldüğünü hatırlatan Ertan, yönlendirilmiş evrimde ise, eldeki genetik bilgilerin çeşidinin artırılmasının hedeflendiğini belirtti. Eldeki genlerden kitaplık yaratıldığını söyleyen Ertan, doğal evrimde yavaş ilerleyen gen değişiminin, yapay evrimde süratlendiğini aktardı. Ertan bu genetik çeşitlilik sayesinde, elde edilen gelişmiş enzimlerden yüksek sıcaklığa dayanabilen çamaşır deterjanı üretildiğini ve bazı ilaçların yine bu yolla geliştirildiğini kaydetti. Evrimin kanıtı Dr. Meral Kence “Direncin Evrimi” sunumunda ise direncin, canlıların bir toplumda etkilere karşı canlı kalabilme yetisi olduğunu söyleyerek, örneklerle kuşaklar boyunca aktarılan direncin evrimleşerek gelişimine değindi. Yaşam koşullarına uyum sağlayabilmek için bağışıklık sisteminin sürekli mutasyona uğradığını, çünkü virüslerin de evrim geçirdiğini ifade eden Kence, antibiyotiklere karşı direncin hep yeniden evrim geçirdiğinin altını çizdi. Zatürree, menenjit ve orta kulak iltihabına karşı penisilin ilacının 1940’lı yıllarda kullanıldığını ancak, 1960’lı yıllarda penisiline karşı direnç geliştiğini ve 1980’li yıllarda direncin tüm dünyaya yayıldığını belirtti. Hastalıkları karşı savaşmanın bir yolunun da direncin nasıl evrimleştiğini bilmekten geçtiğini vurgulayan Kence, böceklere karşı kullanılan DDT ilacına karşı direnç geliştiğini ifade etti. Doç. Göktürk Üçoluk, “Evrimsel Berim” sunumunda, bilgisayarların yaptığı milyonlarca bilgiyi toplama ve arama gibi işlemlerin, yapay seçilimle nasıl daha kolay ve çabuk mümkün kılınabildiğini anlattı. Üçoluk, sanal ortama aktarılan bilgilerin birbiriyle ilişkisini kurup, değişik düzenlemeler yapılmasını, farklı hesapların vakit geçirmeden yapılabilinmesinin, yapay seçilimin soyut olarak gerçekleşmesi demek olduğunu kaydetti. Son olarak “Vektörel Hastalıkların Evrimi” başlıklı bir sunum yapan uzman biyolog Kahraman İpekdal, bulaşıcı hastalıkların yalnızca insandan insana değil, hayvanlardan, diğer canlı türlerinden de insana geçtiğini örneklerle dile getirdi. Bunun keşfedilmesiyle beraber, bulaşıcı hastalıkların önüne geçilebildiğini belirten İpekdal, böceklerin ve eklembacaklıların çevre koşullarına uyum sağlayarak, yeniden ortaya çıktıklarını ve hastalık yaymaya devam ettiklerine dikkat çekti. İpekdal, hastalığın dünya çapında döngüsünün olmadığı zamanlarda salgınların da olmadığının altını çizerek, vektörel, ara ajanlarla hastalıkların dünya çapında yayıldığını söyledi. (Ankara/EVRENSEL)
Evrensel gazetesi / 11 Mayıs 2006
Yegane açıklayıcı EVRİM KURAMIDIR! Ankara / Evrensel
Evrim teorisine ilişkin en yetkin isimlerden biri olan Douglas Futuyma, bilim çevrelerinin evrim kuramını her olanağı kullanarak anlatması gerektiğini belirterek, “Sonuçta sorun politik bir sorundur ve salt akademik üretimle çözülebilir görünmüyor” dedi. Evrim Çalışma Grubu tarafından, 4-8 Mayıs günleri Hacettepe ve ODTÜ’de bir dizi etkinlik düzenlendi. Evrim Çalışma Grubu üyesi lisans ve lisans üstü öğrenciler tarafından sunumların yapıldığı sempozyumları, ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde Douglas Futuyma’nın konuşmacı olarak katıldığı “Evrim: Biyolojideki En Önemli Kuram” başlıklı konferans izledi. Evrim kuramını ana hatları ile anlatan Futuyma, yaratılışçı iddialara da yanıtlar verdi.
Futuyma, evrimin bir tartışma konusu olmadığını belirterek, evrimin doğal olgu ve deneylerle sınanabilen bir “gerçek” olduğunu söyledi. Futuyma, “Sadece biyolojiden değil; yerbilim, astronomi ve daha birçok alandan örnekler incelendiğinde de son derece tutarlı bir biçimde evrim teorisinin desteklendiği görülmektedir ve böylesi bir tutarlılık sadece evrim kuramında görülmüştür. Evrim fikri, türlerin ortak kökenden geldiği fikrine dayanır. Buna göre, farklı biçimlerde olsa da benzer işlevleri yerine getiren organları bulunduran, benzer canlıların ortak bir atadan gelmesi akla yatkındır. Bu fikir ilk kez olarak Darwin tarafından sistemli biçimde ortaya atılmış ve birçok örnekle de gösterilmiştir. O günden bugüne gelinen yolda, evrim kuramının en önemli kanıtlarından biri moleküler biyoloji, diğerleri de fosil kayıtları ve türleşme bilimidir” diye konuştu.
Gazetemizde de yer alan buluşa atıfta bulunarak Futuyma, “Fosil kayıtlarında açıkça görülen farklılaşma, birikerek ve birleşerek türlerin birbirinden ayrılmasının yolunu açmıştır. Özellikle yakın zamanda bulunan ve Tiktaalik, hem karada hem suda yaşaması, ellerinin ve ayaklarının sudan karaya geçişi göstermesi gibi özellikleri ile, evrim kuramının önemli kanıtlarından biridir” dedi. Futuyma, İnsan ırkının en yakın akrabaları olduğu düşünülen şempanzeler ile insanların genetik özelliklerin ancak yüzde bir oranında farklılık göstermesinin insanların bu türler ile ortak bir atadan geldiğini gösterdiğini söyledi.
‘Yaratışçılık okullarda okutulamaz’
Yaratışçılık ve akıllı tasarımın, kendilerini evrim kuramının yanlış olması üzerinden kanıtlamaya çalıştığını belirten Futuyma, evrim kuramının herhangi bir kanıt ya da olgu ile yanlışlanamadığını belirtti. Futuyma sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendi savlarını kanıtlamak üzere tek bir kanıt dahi sunamayan akıllı tasarım görüşü, sınanabilir ve yanlışlanabilir olmaması sebebiyle bilim kurumlarında okutulamaz ve yer bulamaz. Okullarda okutulması ise söz konusu dahi edilemez. Bilim çevrelerine düşen, kanıtlanmış ve konusunda yegane açıklayıcı kuram olan evrim kuramını her olanağı değerlendirecek biçimde anlatmaktır. Bu konuda özel bir görev bütün bilim camiasının üzerindedir. Bir şeyler öğretmek için her zaman ders veriyor olmak gerekmez, bunun birçok yolu yaratılabilir. Sonuçta sorun politik bir sorundur ve salt akademik üretimle çözülebilir görünmüyor.” |