Tarih Büyük Düşünürlerin de Yanılabildiğini Gösteriyor Yazdır
Beycan Mura tarafından yazıldı   
Pazartesi, 28 Nisan 2008 23:59


Dünyanın Büyük Bilimsel Düşünürleri Ne Zaman Görüş Değiştirir?

165 önemli düşünür, araştırmacı ve iletişimci, edge.org web sitesinin her yıl yinelediği isteğine uyarak şu soruya yanıt verdiler: “Ne Hakkındaki Görüşünüzü Değiştirdiniz? Neden?”
Ana Gershenfeld

2008’in başlarında, dünyanın büyük düşünürlerinden düzinelercesi, yaşamları boyunca en önemli fikir değişikliklerinin hangi konuda olduğunu ve bu değişikliklerin neden kaynaklandığı edge.org’da açıkladılar. Parçacık fiziğinden evrim kuramına, atom bombasından küresel ısınmaya, cinsler arasındaki mücadeleden insanların eşitliğine, Tanrı’dan normalötesine ve bilimcilerin kendilerinin dogmatikliğine kadar pek çok onunun sözü edildi.

Proje, her yıl böyle sorular sorarak yanıtlarını kitap halinde yayınlayan ve fikirlerin ve bilimsel tartışmaların ele alındığı bir forum, bir tür informal think tank olan www.edge.org’un web sitesinde yer aldı.

Buradaki isimlerin pek çoğu konuyla ilgili insanların yakından tanıdığı kişiler –fizikçi Freeman Dyson, “genom çözücüsü” Craig venter, (tartışma yaratan Tanrı Yanılgısı kitabının da yazarı olan) biyolog Richard Dawkins, Nobel ödüllü fizikçi Leon Lederman. Aktör Alan Alda ya da müzisyen Brian Eno gibi diğer katılımcıların görülmesi şaşırtıcı olsa da aynı ölçüde ilginç. Bunlara aralarında Independent’tan Steve Connor, Telegraph’tan Roger Highfield ve Nature’ın editörü Philip Campbell gibi bir dizi bilim muhabirini de eklemeliyiz. Aşağıda bu proje kapsamında ileri sürülen ve halen gözden geçirilmekte olan görüşlerden örnekler bulabilirsiniz.



1
Savaşı Atom Bombası Kazandırdı
Freeman Dyson, tanınmış fizikçi, Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü


Önemli bir tarihsel soru hakkındaki görüşümü değiştirdim: İkinci Dünya Savaşı’nın sonunu Hiroshima ve Nagasaki’ye atılan nükleer bombalar mı değiştirmişti? Bu yıla kadar “belki de” diyordum. Şimdi, yeni bulgular nedeniyle hayır diyorum.


2
Artık Evrimleşmiyoruz
Steven Pinker, deneysel psikolog, Harvard Üniversitesi

On yıl önce “Halen evrimleşiyor muyuz? Biyolojik açıdan, muhtemelen pek fazla değil”. İnsan Genomu Projesi’nin tamamlanmasına uzun yıllar vardı. Ama yeni sonuçlar –belki de insan genomunun yüzde onu kadar yüksek bir oranına çıkabilecek– binlerce genin yakın dönemde büyük seçilim altında olduğunu ve belki son birkaç bin yılda seçilimin ivmelenmiş bile olabileceğini gösterdi. Şu anda evrimsel psikoloji tarım sonrası yaşam biçimlerindeki herhangi bir uyarlanımın yüzde yüz oranda kültürel olduğunu var sayıyor. Eğer bu sonuçlar geçerliliklerini korursa ve bunların psikolojiyle ilişkili beyin işlevlerinde de etkin olduğu gösterilirse söz konusu basitleştirici varsayımın [insandaki uyarlanımların artık salt kültürel olduğu, ç.n.] gözden geçirilmesi gerekebilir.


3
Doğaüstü vardır
Susan Blackmore, psikolog, Skeptical Inquirer dergisinin danışmanlarından

1970’de Oxford’da öğrenciyken gizli güçler, medyumluk ve doğaüstü konularıyla büyülenmiştim. Deneyleri yaptım. Telepatiyi, önseziyi ve gaipten haber vermeyi test ettim. Sadece olasılığın vereceği sonuçlara ulaştım. Öğrenci arkadaşlarımı betimsel teknikler konusunda eğiterek onları yeniden test ettim; olasılık sonuçları. İkizleri çiftler halinde test ettim; olasılık sonuçları. Oyun gruplarında ve çocuk yuvalarındaki çok küçük çocuklar üzerinde çalıştım (anladığınız gibi, onların doğal olarak telepatik akılları henüz eğitim tarafından çarpıtılmamıştı); olasılık sonuçları. Tarot kartlarını yorumlamayı öğrendim ve yorumlarımı değerlendirdim, olasılık sonuçları. Banyoda en son geçersiz sonuçlarımı doğaüstü kuramına uydurmaya çalışarak yatarken, ilk kez aklıma kendimin tamamıyla yanlış ve üniversitedeki hocalarımın doğru olabileceği geldi. Belki de doğaüstü görüngü diye bir şey hiç yoktu. Hayalet ve hortlak avcılığı yaptım, cadılık eğitimi gördüm, ispritizmacı kiliselere devam ettim ve kristal külelere baktım. Ama bunların hepsin kaldırılıp atılması gerekiyordu. Karar bir kere verildiğinde gerisi aslında kolaydı.


4
Hepimiz eşitiz
Simon Baron-Cohen, Psikolog, Otizm Araştırma Merkezi, Cambridge Üniversitesi

Gençliğimde eşitliğin hayatta yönlendirici bir ilke olduğuna inanırdım. Görüşüm değişti. Halen eşitlik düşüncesinin bazı yönlerine inanıyorum, ama artık tüm bohçayı kabul edemem. İnsanlara toplumsal fırsat eşitliği sunmaya çabalamak halen savunmaya değer bir değer sistemi, ama eşitliğin biyolojinin hükümranlık alanında bir yeri olmadığını kabul etmemiz gerekiyor.


5
Bilimcinin bilim yapma yükümlülüğü
Leon Lederman, Nobel Fizik Ödülü Sahibi (author of Tanrı Parçacığı’nın yazarı)

Her zaman bilimcinin en kutsal yükümlülüğünün bilim yapmaya devam etmek olduğuna inandım. Şimdi tamamıyla yanılmış olduğumu biliyorum. Sonunda Columbia’daki hocam .I. Rabi’nin öğrencilerini seçimlere katılıp kazanarak kamu görevlerine gelmeye teşvik etmeye çalışan I akıl dolu sözlerine geldim. Danışman olmanın (kendisi Los Alamos’ta Oppenheimer’ın, AEC’de de Eisenhower’ın danışmanlığını yapmıştı) sonuçta boş bir iş olduğu ve gücün seçilenlerin elinde kaldığı konusunda ısrar ederdi. O zamanlar yaşlı adamın kafayı üşüttüğünü düşünürdük. Ama bugün... Hemen her konunun bir bilim ve teknoloji yönü içerdiği, 21. yüzyılda, ezici biçimde avukatların ve MBA’lerin tahakkümü altında olan bir parlamento akla mantığa sığmaz.


6
Erkekler üstün konumda, çünkü daha akıllılar
Helena Cronin, filozof, London School of Economics

Eskiden cinsel farklılık örüntülerinin doğal yetenek, beğeni ve mizaç bakımından erkekler ve kadınlar arasındaki ortalama farklılıklardan kaynaklandığını düşünürdüm. Sonuçta yetenek söz konusu olduğunda erkekler ortalama olarak daha matematiksel, daha teknik akıllıyken kadınlar daha sözeldi; mizaç söz konusu olduğunda erkekler daha yarışmacı, daha risk alıcı, daha tek amaçlı ve statüye daha çok önem verirken, kadınlar çok daha az böyleydi. Ama şimdi görüşümü değiştirdim. Bu bir ortalamalar sorunu değil, bir uçlar sorunu. Kadınlar aralarında pek fark olmadan ortanın etrafında toplanıyorlar. Ama erkekler arasındaki farklılık –en fazla ile en az arasındaki, en iyi ile en kötü arasındaki fark– çok fazla olabilir. Dolayısıyla erkekler hem alttaki hem üstteki uçta aşırı temsil edilmeye adeta yazgılıdır. Bunu “daha çok sayıda kaz kafalı, ama daha çok sayıda Nobelli” biçiminde düşünüyorum.


7
Fiziksel kuvvetleri birleştirmek olası
Marcelo Gleiser, Brezilyalı fizikçi ve astronom, Dartmouth College

Doğadaki kuvvetlerin birleştirilmesi fikri beni her zaman büyülemişti. Birleşme konusuyla ilgili düzinelerce makale yazdım, doktora tezim bile bu konudaydı. Modern yaklaşımlar –süpersimetri, süpersicimler, saklı ek boyutları olan bir uzay– tarafından büyülenmiştim. Bir yanım da halen öyle. Ama sonra, birkaç yıl önce, bunun gerçekliğin tektanrılı bir formülasyonu, denklemlerde kendini gösteren bir Tanrı arayışı olduğunu düşünmeye başlayarak birleşme konusunda kuşkuya düştüm. Elbette birleşme, süpersimetriler ve süpersimicler lehine en ufak bir deneysel kanıt bulmuş olsaydık şampanya patlatmaya ilk koşan ben olurdum. Ama yirmi yıldan fazla oldu ve şu ana kadarki tüm çabalar başarısız oldu.


8
Küresel ısınma acil bir sorun değil
Craig Venter, insan genomu kod çözücüsü, J. Craig Venter Enstitüsü

Okyanuslarımızın ve atmosferimizin insanın varlığının yol açtığı atık ürünleri soğurma konusunda sonsuz bir sığaya sahip, temelde sınırsız lavabolar olduğuna inanmak istiyordum, tıpkı başka pek çokları, hatta belki de çoğunluk gibi. Karbon yakıt sorunlarını çözmenin gelecek kuşaklara ait olduğunu ve asıl büyük derdin atmosfere eklenen karbon oranı değil, petrol kaynaklarının sınırlılığı olduğunu düşünüyordum. Veriler reddedilecek gibi değil. Gezegenimiz üzerinde tehlikeli bir deney yürütmekteyiz. Gereksindiğimiz şey durmak. Hemen şimdi.


9
İnsan, atalarının et yemeye başlamasıyla ortaya çıktı
Richard Wrangham, Britanyalı antropolog, Jane Goodall’ın öğrencisi, Harvard Üniversitesi

Eskiden, insanın kökeninin et yiyicilikle açıklanabildiğini düşünürdüm. Ama şimdi bizi insan yapan asıl ilerlemenin pişirme olduğunu düşünüyorum. Pişirilmiş yiyecekler bir yandan bize daha bol besin enerjisi ve daha fazla zaman sağlarken bir yandan da sindirim sistemimizin, dişlerimizin ve ağızlarımızın küçük olmasına izin verdiler. Pişirilmiş yiyecek elbette ateşin denetim altına alınmasını gerektiriyordu ve gece kullanılabilen ateş de Homo erectus’un yerde uyumaya nasıl cesaret edebildiğini açıklıyor. Dolayısıyla közlenmiş patateste ve koca bir et parçasında, bizi insan yapanın ne olduğu konusunda yeni bir kuram var.


10
Irk diye bir şey yoktur
Mark Pagel, evrimsel biyolog, Reading Üniversitesi

Dünyadaki insanların çeşitliliği hakkında ne biçimde düşünebileceğimiz ve konuşabileceğimiz konusunda buyurgan bir sansürcülük hüküm sürüyor. Resmi olarak hepimiz aynıyız: ırklar yok. Irk konusundaki eski fikirlerin hatalı olması gibi, yeni genom çalışmaları da insanların genetik çeşitliliği konusunda şaşırtıcı, zorlayıcı ve farklı bir resim ortaya koyuyor. Sevin sevmeyin bu da şu anlama geliyor: İnsan populasyonları arasında –eski ‘ırk’ kategorilerimize denk düşebilecek farklılıkları bile içerebilecek biçimde– belli bir çevresel soruna bir grubun diğerinden daha iyi karşılık vermesini sağlaması anlamında gerçek farklar var. Bu hiç bir biçimde bir grubun diğerinden genel anlamda ‘daha üstün’ olduğunu söylemez. Ama bizi insan populasyonları arasındaki genetik farklılıkları tartışmaya hazır olmamız gerektiği konusunda uyarır.

Son Güncelleme ( Pazar, 05 Nisan 2009 22:58 )
 
Yorumlar (1)
insan genomu projesi
1 Çarşamba, 22 Ekim 2008 15:26
s.ç.s
ya ben gerekli bilgileri aldım ama bana resim lazım ,insan genomu ile ilgili resim laım hiçbiyerde yok yaaa oooff

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
E-Posta Adresiniz:
Başlık:
Yorum:
  Resim doğrulama. Boşluk olmadan ve sadece küçük harfler kullanınız.
Resim Doğrulama:
yvComment v.1.14.2