NATHAN WOLFE
Stanford Üniversitesi’nde Lorry Lokey misafir öğretim üyesidir ve Küresel Viral
Tahmin İnisiyatifi’ni (Global Viral Forecasting Initiative www.gvfi.org) yönetmektedir.
Çalışmaları ile moleküler viroloji, ekoloji, evrimsel biyoloji ve antropoloji
yöntemlerini kullanarak yeni virüs türlerinin ortaya çıkma biyolojisini
incelemektedir.
Domuz gribi salgını hiçbir uyarı yapmadan patlak vermiş gibi gözükmektedir.
Farkına varıldığından birkaç gün sonra grip, kontrol altına almanın olanaklı
olmadığı derecede yayılmıştır. Yine de bu işin arkasındaki virüsün,
keşfedilmesinden bir süre öncesinden bu yana hâlihazırda bulunuyor olması
gerekmektedir. Bu virüsü önceden keşfedip ardından henüz bu kadar
yaygınlaşmadan önce harekete geçmiş olamaz mıydık? Bunun cevabı büyük ihtimalle
evettir - eğer yeni virüs türlerinin ortaya çıkmasına yol açan insan-hayvan
etkileşimlerine daha çok dikkat etmiş olsaydık.
Pandemilerin
ortaya çıkışlarına dair bilmediğimiz çok şey bulunmakta olsa da salgın
hastalıklara yol açma riski taşıyan mikrop türlerine - SARS, grip ve H.I.V. - aşinayız. Bu türlerin
genelde hayvanlarda ve Kongo ve Güneydoğu Asya gibi belirli bölgelerde ortaya
çıktıklarını biliyoruz.
Böyle önemli
noktalarda hayvanlarla temasta olan kişilerin izlenmesiyle bu virüslerin insan popülâsyonlarına
geçtikleri anda tespit edilebilmeleri ve tahminlerde bulunma yeteneği
geliştirmemiz hatta pandemilerin önlenebilmesi mümkündür.
Son 10 yılda, çalışma arkadaşlarımla birlikte böyle bir takibin mümkün
olduğunu gösterdik. Kamerun’da maymun, yarasa, yaban domuzu ve diğer av
hayvanlarının kan ve vücut sıvılarına maruz kalan avcılarla çalıştık. Avcı ve
avlarından aldığımız örneklerde daha önce bilinmeyen virüs türleri teşhis ettik
ve bunların hayvanlardan insanlara nasıl geçtiklerini ortaya koyduk. Örneğin
insanlarda daha önce görülmemiş bir goril retrovirüsünün deneklerimizden birine
bulaştığını gördük.
Ardından bu enfekte olmuş kişileri
ve bu kişilerle temasta bulunan kişileri izleyerek bu yeni virüs türlerinin
insanlar üzerindeki etkilerini ve insandan insana ne derecedeki bir kolaylıkla
geçebildiklerini gözlemledik.
Aynı zamanda
bir virüsün genetik ve immünolojik imzasını ve tanısal testleri, aşıları ve
tedavileri geliştirmek için gerekli diğer biyolojik verileri elde etmek
mümkündür – böylelikle bir hastalık ortaya çıktığı taktirde mümkün olan en
hızlı şekilde cevap verilebilir.
Meksika’da
mevcut domuz gribi salgınının kaynaklandığı düşünülen çiftliklere benzer izleme
sistemleri yerleştirilmiş olsaydı belki de virüsün seyrini insanlara geçtiği
noktada ya da buna yakın bir noktada tespit etmiş olacaktık. Böyle bir bilgi
cevabımızı önemli ölçüde hızlandırmış olacaktı.
Pandemi önleme
alanında tek çalışan biz değiliz. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, Birleşik
Devletler Uluslar Arası Kalkınma Dairesi ve Savunma Bakanlığı da dahil olmak
üzere çok sayıda federal kurum, Dünya Sağlık Örgütü ve Yaban Hayatı Koruma
Derneği ve Yaban Hayat Vakfı gibi özel koruma örgütleri de pandemikleri erken
durdurabilmenin yollarını aramaktalar.
Benim örgütüm
ve işbirlikçileri kısa süre önce Çin, Laos, Madagaskar, Malezya ve Kongo
Demokratik Cumhuriyeti’nde virüs izleme istasyonları kurdu. Dünya çapında bir güvenlik
ağı oluşturabilmek için onlarca alanda, hayvanlarla temasta olan, sadece
avcıların değil çiftliklerde ve hayvan pazarlarında çalışan binlerce kişinin izlenmesi
gerekmektedir. Birleşmiş Devletler yönetiminin pandemi önlemeyi bir öncelik
olarak belirlemesi ve hastalık gözlem kaynaklarını dünya çapında insan ve
yabanıl ve evcil hayvan popülasyonlarını kapsayacak şekilde genişletmesi
gerekmektedir.
Şu anki küresel
kamu sağlığı stratejileri 1950lerde doktorların sadece kalp krizlerine müdahale
etmeye odaklandığı ve önleme kavramını görmezden geldiği kardiyoloji
stratejilerini andırmaktadır.
Geçen
hafta ortaya çıkan domuz gribi bizi bu kadar şaşırtamamalıydı. Bunu izleyeceği
kaçınılmaz olan epidemilere gafil yakalanmayacağımızdan emin olmamız
gerekmektedir.